|
Prof.Yaşar Nuri Öztürk, Habertürk gazetesinde AS-ADD Konferansını değerlendirdi.
ADD'nin verdirdiği Almanya konferanslarını iki sapıklık sabote etmeye çalıştı. Ve tabiî ikisi de hezimete uğradı. Dinciler, bir iki gün öncesinden harekete geçmişler. Her zaman yaptıkları gibi... Haçlı yamağı bazı cemaatlere mensup soytarıların bu "markalaşmış" sabotajları şöyle işletiliyor: Bir iki gün önceden, "Konuşmacının aniden çıkan bir mazereti yüzünden konferans iptal edilmiş" diye bir haber yayıyorlar. Ve sonuç alıyorlar. Katılım azalıyor. Ben bunu bildiğim için ADD başkanlarını uyarmıştım. Ben gittiğimde, sağdan soldan hâlâ telefonlar geliyordu: "Konferans iptal mi edildi?" diye birçok insan sorup duruyordu. Haklılar, çünkü 150200 kilometreden gelenler var. İdeoloji yamuğu inkarcı sapıklık ise konferansa geliyor, melanetini orada ortaya döküyor. Bu yamuklar şöyle iş görüyorlar: Soru sormak adına, konferansın ahenk ve düzenini bozmaya çalışıyorlar. Öte yandan, sordukları itham edici sorularla, bizi bir tür "dinci" gibi tanıtmaya kalkıyor, dinleyenlerde "acabalar" uyandırıyorlar. Bunlardan bir tanesi, konferanslardan günler önce şu zehirli melaneti yaymış: "Bu adam, Atatürk düşmanıdır; ben onun Atatürk'e saldıran sözlerini biliyorum." Tabiî, her yanaştığı insandan ağzının payını alıp kuyruğunun üstüne oturmuş. Sabotaja yönelik soruların ortak paydası İslam nefreti, Atatürk'ü dinsiz gösterme gayreti ve ADD'nin bu yeni atılımından duyulan "yamuklar hiddeti" idi. İçlerindekini, soru adı altında, pis ve düzeysiz sloganlarla dışa çıkardılar. Daha doğrusu, Atatürkçülük maskesi altında neleri sakladıklarını ortaya koydular. İşte, kustukları sloganlardan bazıları: "Atatürk ve laiklik başlığı altında âdeta vaaz veriyorsunuz; biz Atatürk'ü öğrenme adına vaaz mı dinleyelim?" "Atatürk konusunu ele alan bir konferansta Kur'an ayetlerinin, dinsel söylemlerin kullanılması makul görülebilir mi?" "Biz, Atatürk ve laikliği dinle mi savunacağız?" Bu yamuklara göre, Atatürk konusunun olmazsa olmazı, "Mazlum Müslümanların önderi" Mustafa Kemal'i İslam dışı göstermek. Bir yerlerden bir kırıntı cümle veya ifade bularak, Atatürk'ü bir biçimde dinin dışına çekmeye çalışıyorlar. Ayrıca, bir yandan "Atatürk'ü öğrenmeye geldik" pozlarına bürünürken öte yandan, İslam ve Kur'an düşmanlığının simgesi ne kadar kişi ve söylem varsa dinleyenler arasında onların propagandasını yapıyorlar. BİR KİTABIN GETİRDİĞİ MUTLULUK Daha sonraki bir yazımda ayrıntılarını vereceğim bir büyük mutluluğumu daha ifade etmek isterim: Kitaplarımın Almanca'ya çevirisini yapan ünlü mütercim Nevfel Cumart dostum, gideceğimi haber alınca beni aradı ve şunu söyledi: "Hocam, mutlu bir tesadüf oldu! Burada yeni yayınlanan önemli bir kitabın bir bölümü size ve iki kitabınızın tahliline ayrılmış. Kitap vitrinlerde, size ayrılan bölüm çok müthiş. Seni 'Reformatör İslam filozofu' olarak tanıtmasına belki kızacaksın ama yazdıkları çok anlamlı ve önemli." Hannover'e indiğimde ilk iş olarak kitabı bulup aldım. Parasını (19 Avro), Hannover ADD başkanı değerli dost Dr. Engin Bey ödediği için onun hediyesi oldu. Ama en büyük hediye, içindeki "Yaşar Nuri" bölümü. Kitabı ve o bölümü ilk fırsatta size tanıtacağız. ______________________________________________________________________________________ ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) tarafından konferans vermek üzere ilk kez üç ay kadar önce davet edildim. Ankara'daki genel merkezlerinden başlayan bu davet kısa aralıklarla tekrarlandı: Art arda üç konferans Türkiye'de, 4 konferans da Almanya'da verdim. Benim konferans hayatım bakımından anlamlı bir gelişmedir bu. Son derece hayırlı olduğuna inandığım bu gelişmenin arka planını, 17-21 Nisan tarihleri arasında Hannover, Nürnberg ve Heidelberg'de verdiğim konferanslarda daha iyi fark ettim. Her konferansta emekli veya faal birkaç din görevlisinin salonda bulunduğuna tanık olmam ise bana ayrı bir mutluluk verdi. Sanıyorum, ADD, bir gerçeği gördü ve gereğini yapıyor. Önce şunu ifade edelim: Atatürkçü düşüncenin ve Atatürk'ün, 'laiklik' adı altında sergilenen bazı saplantılar yüzünden, İslam konusuyla ilgisi neredeyse yok denecek hale getirilmiştir. Öte yandan, ADD, birtakım ideoloji yamukları tarafından Atatürk'ü din dışı yapmanın âdeta aracı gibi kullanılır olmuştur. En azından böyle bir imaj doğmuştur. Bu imaj, mertçe konuşayım, bende bile yaratılmıştır. Ve ben bu imajın doğmuş olmasını Türkiye için son derece zararlı, yıkıcı ve kahırlandırıcı bulmuşumdur. Dinci sapıklık, Atatürk'ü İslam dışı göstermek için, Haçlı emperyalizmiyle el ele zaten yoğun biçimde çalışıyor. Bu tahribe bir de 'laiklik perdesi altında inkârcılık' pazarlayan 'münkir takımı'nın tahribatı eklenince, Türkiye, işgal ordularının vereceği yıkımdan daha büyük bir yıkıma uğramaktadır. Nasıl oldu bilmiyorum ama ADD kurmayları bu kötü gidişi fark etti ve sanıyorum çok yerinde ve ciddî bir tedbirle bunu durdurmak üzere düğmeye bastılar. Umarım, kartoroz ateist-solculuğu 'Atatürk ve laiklik' perdesi altında sahnelemek isteyenler bu mutlu atılımı engellemeyi başaramazlar ve Türkiye, ADD'den beklenen hayırlı hizmeti artık gereğince alır. İki ay kadar önce Frankfurt'ta ve birkaç gün önce, Almanya'nın öteki üç kentindeki ADD derneklerinde verdiğim, çok iyi organize edilmiş ve yoğun ilgiyle dinlenen konferanslarda gördüm ki, 'inkarcı ideoloji yamukluğu' bu gelişmelerden çok rahatsız. ATATÜRK ADINA KİM KONUŞACAK? İnkâr yamuğu zihniyetin temsilcileri Atatürk adına konuşmamalı. Atatürk'ten elbette ki onlar da yararlansın; çünkü Atatürk evrensel aklın sembolüdür, ondan herkes yararlanabilir. Ama hiç kimse Atatürk'ü, baş mimarı olduğu Müdafaai Hukuk iman ve felsefesinin dışına çekip kendi sapık ideolojisine âlet edemez. Buna izin verilemez. ADD böyle bir kötülüğe engel olacak bir numaralı kurum olmalıdır. Atatürk'ü şu iki zihniyet ve tip temsil etmemeli: 1. Arap-Emevî dinciliğinin bugünkü uzantıları, yani Allah ile aldatanlar, 2. İslam ve Kur'an'dan nefreti laiklik perdesi altında şırınga etmeye çalışanlar, yani Atatürk ile aldatanlar. ADD, verdirdiği konferanslara bu iki tipin katılmasına elbette izin vermeli ama onların ADD'ye üye olmalarını, derneği temsil yetkisi kullanmalarını mutlaka engellemelidir. Aksi halde, Atatürk, Müdafaai Hukuk felsefesinin önderi olmaktan çıkar, dinci ve dinsiz sapıklıkların paravanı haline getirilir. Türkiye düşmanlarının istediği de budur. Bu isteğin yerine gelmesi, Türkiye için felaket olur. Zaten bu felaketin eşiğine yaklaşmış bulunmaktayız. ADD, bu 'düşman hevesinin tatmini'ne araç olmamalıdır. ADD'yi, yeni atılımında bu duygularla kutluyor, gayretli, vatanperver mensuplarını selamlıyorum. Prof.Y.N.ÖZTÜRK haberturk.com |
link:
ne yazsam çıkmıyor çok sıkıcı...