Was ist los in der Türkei, warum schweigt Europa? PDF Yazdır ePosta
dc tarafından yazıldı   
Cuma, 22 Mart 2013 11:45

 

Was ist los in der Türkei, warum schweigt Europa?

 

Als Reaktion auf massive Verstöße gegen Meinungs- und Pressefreiheit der AKP-Regierung von Tayyip Erdoğan demonstrierten am 4. und 7. März 2011 über 3.000 Journalisten in İstanbul, 1.000 Journalisten in Ankara, 500 Journalisten in İzmir...Berichterstattung in Deutschland zu den zunehmenden anti-demokratischen Entwicklungen in der Türkei: weitestgehend Fehlanzeige!

Seit mehr als sechs Jahren werden in der Türkei regierungskritische Journalisten und Intellektuelle  im Rahmen der „ERGENEKON-Ermittlungen“ mit polizeistaatlichen Methoden festgenommen und in Untersuchungshaft festgehalten. Mit einer historisch einmaligen Mammut-Anklageschrift der Staatsanwaltschaft (mit Anhang über 120 Millionen-Seiten Word-Dokument) werden Oppositionelle und Journalisten in Untersuchungshaft festgehalten. Die teilweise seit über sechs Jahren eingesperrten Intellektuellen, deren Zahl sich auf über 1000 beläuft (Journalisten, Schriftsteller, Akademiker, Universitätspräsidenten, Politiker, Abgeordnete der Opposition, Künstler, ehemalige Generäle, Geschäftsleute, Gewerkschaftler, Studenten, Vorstandsmitglieder von Nicht-Regierungsorganisationen), sind für Kenner der Türkei für ihre demokratischen, laizistischen, sozialistischen Ansichten und Aktivitäten bekannt.

Die Behauptungen der Staatsanwälte basieren weitgehend auf das Abhören von Telefongesprächen. 100 Tausend Telefonate wurden diesbezüglich abgehört; ein Apparat, der vom Ministerpräsidenten persönlich aufgebaut und kontrolliert wird. Ministerpräsident Erdoğan hat zum Erstaunen aller am 15. Juli 2008 eingestanden: „Ich bin der Staatsanwalt dieser Ermittlungen“. Neben den Gestapo-ähnlichen Methoden basieren die Behauptungen auf die Aussagen eines regierungsnahen Journalisten, der nach eigener Aussage unter systematischer Folter vernommen wurde. Da auch das Abhören von Telefongesprächen in der Türkei nicht als Beweismittel dient, sind beide Quellen irrelevant für jeglichen Gerichtsbeschluss.

Das Groteske: Weder den angeführten Journalisten und den Oppositionellen noch ihren Anwälten werden konkrete Taten bzw. Beweise als Ursache der Verhaftungen vorgelegt; als Grund dient lediglich ein abstrakter Vorwurf der Mitgliedschaft in einer Gruppe von Verschwörern gegen die amtierende Regierung. Der Mammut-Prozess wird von Sondergerichten abgewickelt. Mitglieder des Sondergerichts, sowohl die Staatsanwälte als auch die Richter werden von der Regierung ernannt! Die Machenschaften und anti-demokratischen Entwicklungen unter der pro-amerikanischen AKP-Diktatur gefährden auch die Stabilität und Interessen Europas.

Ausgehend von der Mammut-Anklageschrift und diverser Unregelmäßigkeiten der (in-) offiziellen Staatsanwälte gehen Beobachter weniger von einer Verurteilung der eingesperrten Intellektuellen aus, sondern vielmehr von einer systematischen Terrorisierung und Beseitigung der AKP-kritischen Opposition. Trotz dessen verlangte die Staatsanwaltschaft am 18. März 2013 für 64 Menschen lebenslängliche Haftstrafen. Der nächste Prozess findet am 8. April 2013 statt. Mehr als eine Million Menschen werden vor Ort für Demokratie protestieren. Was macht Europa?

Wir erklären hiermit unsere Solidarität mit den demokratischen Kräften der Türkei, die für ihre legal-demokratischen Aktivitäten von der AKP-Regierung eingesperrt werden. Wir fordern alle Demokraten auf, sich angesichts der für den Demokratisierungsprozess in der Türkei besorgniserregenden Entwicklungen, Farbe zu bekennen! Es liegt in der Verantwortung demokratisch orientierter Personen und Institutionen, ihre Stimme gegen die Machenschaften der AKP zu erheben, um die europäische Öffentlichkeit auf den fortschreitenden Regimewechsel mittels Gleichschaltung der Opposition in der Türkei aufmerksam zu machen.

Beyhan Yıldırım (Vorsitzender)                    Bülent Demiral (Vorsitzender)
Bund Türkischer Jugendlicher (TGB)           Verband der Atatürk-Vereine in Europa (ADD)

 
Avrupa Kamuoyuna Sesleniyoruz: Türkiye’de Adalet Ayaklar Altına Alınıyor PDF Yazdır ePosta
dc tarafından yazıldı   
Cuma, 22 Mart 2013 11:42

Avrupa Kamuoyuna Sesleniyoruz: Türkiye’de Adalet Ayaklar Altına Alınıyor (23 Mart 2013)

Türkiye’de görülen ve Dünya hukuk tarihine geçecek Ergenekon davası hakkında ne biliyorsunuz? Bu dava hakkında bilgi sahibi değilseniz, geleceğe güvenle bakamazsınız. Bugün Türkiye’ye yapılanlar yarın sizin başınıza da gelebilir.

Yaklaşık 6 yıldır devam eden davada, 18 Mart 2013 günü yapılan 281. duruşmasında, Cumhuriyet Savcısı esas hakkındaki mütaalasını açıkladı. Savcı, CHP’li 3, MHP’li 1 milletvekili, siyasi parti genel başkanı, gazeteciler, sendikacilar; akademisyenler, rektörler, 26. Genelkurmay Başkanı ve şuan Yüksek Askeri Şüra Üyesi olan muaazzaf bir Orgeneralinde aralarında bulunduğu 64 kişi hakkında müebbet hapis istedi.

Bu davada: 100 binden fazla telefon izlendi, 60 bin telefon dinlendi. Bazı insanlar tutuklandıktan 7 ay sonra ifade verebildi, 7 sanık ifade veremeden öldü, 7 sanık kansere yakalandı. Ek klasörlerde 120 milyon word belgesi var. Yapılan hesaplamalara göre bir insanın bu belgeleri okuması için 228 yıl gerekiyor. Sanıkların bu kadar fazla uyduruk dokümana karşı kendilerini savunma hakkı ise 15 dakika ile kısıtlandı. Türkiye’de ilk gizli tanık uygulaması bu davada başladı. 44 gizli tanıktan biri dünya hukuk tarihinde bir ilk olarak, hem tanık, hem gizli tanık, hem de sanık. Bir başka gizli tanık, küçük yaşta erkek çocuklara tecavüz etmekten 31 yıl hüküm giymiş. En önemli gizli tanıklardan bir diğeri, PKK terör örgütünün ikinci adamı Şemdin Sakık. Markeme bu nitelikteki gizli tanıkları dinlerken, Ceza Muhakemesi Kanununun 178’nci Maddesinin “mahkemede hazır bulunan tanıklar dinlenir” açık hükmüne rağmen dönemin Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları ve Jandarma Genel Komutanının tanıklık taleplerini reddetti. Savcılık, Emniyet Genel Müdürlüğü, Milli İstihbarat Teşkilatı, Genelkurmay Başkanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığına “Ergenekon” örgütünü sordu. Bu kurumların hepsi, resmi cevaplarında “Ergenekon” isminde bir örgütten haberleri olmadığını yazılı olarak bildirdi. 120 milyon belge içinde “Ergenekon” örgütünün varlığını ispat eden tek bir delil yokken, mahkeme “terör örgütü sabittir” hükmüne ulaştı. Avrupa komuoyuna soruyoruz; bu davanın neresi hukuki?

Ergenekon davası hukuki bir dava değildir. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Tayyip Erdoğan ben bu davanın savcısıyım demiştir. Özel Görevli Mahkemeler tarafından görülen bu davada, savcı ve hakimler özel olarak seçilmiştir. Heyete uyum sağlamayan hakimler, 11 Eylül 2010 referandumundan sonra siyasallaşan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu eliyle başka görevlere sürülmüştür.

Bugün Türkiye’de “Arap Baharı”nda yaşananların bir benzeri olarak post modern bir CIA darbesi yaşanmaktadır. Artık AKP Hükümeti dahi ipleri elinden kaçırmış, post modern darbecilerin elinde oyuncak olmuştur. AKP’li milletvekilleri Mecliste konu mankeni olmanın ötesine geçememektedir. Fetullah Gülen Cemaati, yargı, polis, istihbarat ve ordu içindeki gizli yapılanmasıyla CIA güdümlü Gladyo darbesinde baş rolü oynamakta, hayalperest çıkarları uğruna 75 milyonluk Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarını ayaklar altına almaktadır.    

Bu süreç, devam etmesi halinde Türkiye’yi CIA kontrolünde İslami bir diktatörlüğe çevirecek ve Büyük Ortadoğu Projesinde Afrika’dan Orta Asya’ya kadar uzanan Müslüman coğrafyanın Amerikan ve İsrail çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirilmesinde bir araç haline getirecektir.

Demokrasiden uzaklaşan Türkiye, kesinlikle Avrupa’dan uzaklaşacaktır. Avrupa’nın demokratik olmayan bir Türkiye ile işbirliği yapması imkansızdır. Bu gidişat ister istemez Avrupa’nın Büyük Ortadoğu coğrafyasındaki çıkarlarını olumsuz yönde etkileyecektir.

Demokratik değerlerle kurulan Avrupa’ya sesleniyoruz: Demokrasi mücadelemize katkıda bulunun. Bu post modern CIA darbesini önlememize yardım edin. Bir kez olsun Ergenekon mahkemesine gelin. Sadece bir duruşma bile izlemeniz yapılan hukuk katliamını görmeniz için yeterli olacaktır.

Hiçkimsenin kuşkusu olmasın, Türk milleti bu tertibe izin vermeyecektir. Adaleti katleden bu hakim ve savcılardan mutlaka hesap sorulacaktır. Bunların verdiği kararın toplum nezrinde meşruiyeti yoktur.

Avrupa’nın bu konuda nerede durduğu da, gelecekte Türkiye’nin kime güvenip kime güvenemeyeceğini gösterecektir.

Demokrasi duyarlılığı olan kişi, kurum, dernek, örgüt kısacası herkesi 08 Nisan 2013 tarihden yapılacak “Ergenekon” davasının 282’inci duruşmasına davet ediyoruz.

Beyhan Yıldırım (Vorsitzender)                    Bülent Demiral (Vorsitzender)
Bund Türkischer Jugendlicher (TGB)           Verband der Atatürk-Vereine in Europa (ADD)

Son Güncelleme ( Cuma, 22 Mart 2013 11:50 )
 
“Vatan, Cumhuriyet ve Devrim Şehitleri Haftası” PDF Yazdır ePosta
dc tarafından yazıldı   
Cuma, 25 Ocak 2013 09:48

“Vatan, Cumhuriyet ve Devrim Şehitleri Haftası”
24 Ocak 2013 – 3 Şubat 2013

Basın ve Kamuoyuna,

 Devrim Şehitleri Uğur Mumcuların, Eşref Bitlislerin katledilişlerinin 20. yılı nedeniyle, Türkiye Gençlik Birliği Almanya ve Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Birliği olarak, 24 Ocak 2013 – 3 Şubat 2013 tarihleri arasında “Vatan, Cumhuriyet ve Devrim Şehitleri Haftası” düzenliyoruz.

Aydınlatma faaliyetleri kapsamında, fotoğraf sergileri, anma toplantıları, konferanslar, söyleşiler, belgesel film gösterileri, müzik dinletileri, bildiri ve bülten dağıtımı (Türkei-Info) gerçekleştirilecektir.

 24 Ocak 2013 tarihinde Berlin’deki ABD Büyükelçiliği önünde başlayacak “Vatan, Cumhuriyet ve Devrim Şehitleri Haftası” kapsamında üye derneklerimizin gerçekleştirecekleri etkinlikler dizisini ayrıntılarıyla en kısa zamanda duyuruyoruz.

1992-1993 yıllarından itibaren ABD’nin Çekiç Güç eliyle “Kuzey Irak’ta Kukla Kürdistan Planı” ile Büyük Ortadoğu Projesi ’nin çekirdeğini oluşturan “Üç İsrail Planı”nı teşhir ederek, askeri-sivil bürokrasiyi ve kamuoyunu aydınlatan Devrim Şehitleri’mizin kanı asla yerde kalmayacaktır. Millî Meclis, Millî Hükümet kurulacak. Türkiye’miz yeniden Atatürk Devrimleri rotasına girecek. NATO’suz, Gladyosuz, terörsüz, tam bağımsız, demokratik, üreten, çağdaş Türkiye’miz yeniden kurulacaktır.

 ABD emperyalizmine karşı koyan Millî Kuvvetleri’mizin büyük bir bölümü, günümüzün Eşref Bitlisleri, Muammer Aksoyları, Gaffar Okkanları, Ahmet Taner Kışlalıları beş yılı aşkın bir süredir Silivri-Hasdal Esir Kampları’nda tutsak alınmışlardır. 19 Mayıs Diriliş Yürüyüşleri, 29 Ekim-10 Kasım Seferberlik Yürüyüşleri ve 13 Aralık Silivri Çıkarması ile duvarlarını salladığımızı mafya-tarikat-gladyo rejimi 2013-2014 Karar Yılı’nda mutlaka yıkılacaktır.

Berlin Millî Anayasa Kurultayı'nda Kuvayı Millîye ru hunu yaşamamız ve yaşatmamız, birçok başkentte eş zamanlı Patriot eylemleri düzenlememiz, Alman Meclisi'nde Patriot oylaması öncesindeki çıkışımız, Eşbaşkanları Berlinler’de, F-tipi savcılarını Strasbourglar’da kıstırmamız, Mehmetçik Mitingleri gerçekleştirmemiz, emperyalizm kaynaklı Ermeni iddialarına karşı mücadelemiz, Savaşa Hayır Yürüyüşleri’nde Suriyeli, Lübnanlı, Filistinli kardeşlermiz ve vicdanlı Avrupalı dostlarımızla birlikte omuz omuza emperyalizme bayrak göstermemize değin; ADD’ler ve TGB olarak Vatan Savunması’ndaki onurlu yerimizi büyük bir kararlılıkla almış bulunuyoruz.

Yaşadığımız süreçte kenarda kalarak, izleyici konumuna düşerek Karşıdevrimci çetenin elini güçlendirdiğimizi asla unutmayalım. Mutlaka yurtsever oluşumlarda yerimizi alalım. Örgütlenelim. Güçlerimizi birleştirerek, Kuvayı Milliye ruyuhla tarihi sorumluluğumuzu yerin e getirelim.

Saygılarımızla,

Bülent Demiral                                        Beyhan Yıldırım
 (Avrupa ADD Birlik Genel Başkanı)    (TGB Almanya Genel Başkanı)

 
Ugur Mumcu - Anma 2013 PDF Yazdır ePosta
dc tarafından yazıldı   
Pazar, 20 Ocak 2013 08:41
 
Sayın Erdal Sarızeybek PDF Yazdır ePosta
dc tarafından yazıldı   
Cumartesi, 12 Ocak 2013 01:49

 

AVRUPA ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEKLERİ BİRLİĞİ
VERBAND DER ATATÜRK BILDUNGS- und KULTURZENTREN ın EUROPA e.V.

Genel Merkez / Haupttsitz: Südring 48 b in 33647 Bielefeld

Mitgliedsverbände: Ahlen ADD, AS-Hannover ADD, Berlin ADD, Bielefeld ADD, Celle ADD, Duisburg ADD, Dortmund ADD, Esslingen ADD, Frankfurt ADD, Freiburg ADD, Gelsenkirchen ADD, Gütersloh ADD, Hagen ADD, Hamburg ADD, Hamburg AKM, Hannover ADD, Heilbronn ADD,  Herne ADD, Ludwigsburg ADD, Main Kinzig Kreis ADD, München ADD, Münster Avrasya ADD, Nürnberg ADD,Neustadt ADD, Offenburg ADD, Osnabrück ADD, Reutlingen-Tübbingen ADD, Stuttgart ADD, Solingen ADD, Villingen-Schweningen AKM.

09 Ocak 2013
Sayın Erdal Sarızeybek,
“Bunları Biliyormuydunuz?” başlıklı yazını okudum. Yazınızın içeriği ne yalan söyleyim, biz Atatürkçüleri çok üzdü.
Belki konuya hakim değilsiniz; size biraz bilgi vermek isterim. Ergenekon davasının başlamasıyla birlikte, Türkiye’de olduğu gibi Avurupa’da da bir çok Atatürkçü Düşünce Derneğinin üye ve yöneticileri korkuya kapılarak, dernekleri bırakıp  kendilerini geri çektiler. Bizler, bir avuç Atatürkçü, derneklere sahip çıkarak “Gardrop Atatürkçüsü” olmadığımızı gösterdik.
Atatürk, bizler için tartışılmayacak bir önderdir. Kendisi ömrünü emperyaliz ve sömürüyle mücadeleye vakfetmiştir. Amacı Türk milletini çağdaş medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmaktır. Bizler onun yolundan, aynı amaç için mücadeleye devam ediyoruz. O, önümüze koyduğu tartışmasız 6 ilkesiyle herkesin rehberidir. Bu manada hiç kimse onu tek başına sahiplenemez, kendi ideolojisi çerçevesinde yorumlayamaz. Bu hataya düşen Gardrop Atatürkçülerinin hali ortadadır. Bugün Avrupa’da faal olarak ayakta kalan Derneklerin bir çoğunda önemli miktarda İşçi Partili arkadaşın olması bu derneklerin İşçi Partisinin kontrolünde olduğu anlamına gelmez. Derneklerimizde üye ve yönetici olarak her türlü siyasi görüşten, vatansever insanlar canla başla çalışmaktadır. Bizler, prensip olarak, parti ve dernek işlerinin birbirine karıştırılmaması görüşünü taşıyoruz. Böyle bir şeyin yapılmasına izin vermeyiz.
Bizim inacımıza göre, bugün Türkiye Cumhiriyeti Devleti, dış kaynaklı ancak içerideki elemanların kullanıldığı profesyonel bir saldırı altındadır. Karşı karşıya olduğumuz manzara, Atatürk’ün Gençliğe Hitabe ve Bursa Nutkunda anlattıklarından hiç de farklı değildir. Devletin bekasının tehlikede olduğu bu dönemde, artık sağ-sol vs. mücadelesi bizim için bitmiştir. Atatürk’ü Kurtuluş Savaşını başarıyla sonuçlandırmasının en büyük nedeni, birbirinden bağımsız olarak direnişe geçen birçok dernek ve hareketi Kuvvay-i Milliye çatısı altında birleştirmeyi başarmasıdır. Bugün yine benzer bir anlayışa muhtacız.
Türkiye’de bu manada başlayan dip dalgası, 19 Mayıs’da 240 bin gencin bedeninde sokağa dökülmüş, 29 Ekim, 10 Kasım derken 13 Aralık’ta Silivri’de yüzbinler adalet kılığına girmiş Gladyo canavarının kapısına dayanmıştır. Bu dip dalgasında diğer sivil toplum örgütlerinin yanısıra Atatürkçü Düşüce Dernekleri (ADD) ve Türkiye Gençlik Birliği (TGB) ön plana çıkmıştır. Geçtiğimiz yıl Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Birliği  (AADDB) ve TGB olarak Berlin’de yaptığımız Milli Anayasa Kurultayı, bütün vatanseverleri birleşme yolunda motive etmiştir. Suriye’ye yapılan saldırılar karşısında düzenlediğimiz konferanslar ve Patriot eylemleri hem Avrupa’da hem Türkiye’de ses getirmiştir. Gün gelecek Avrupa’ya kadar ulaşan bu vatansever dip dalgası sağcıları-solcuları, ülkücüleri-ulusalcıları tek bir çatı altında toplayarak Kuvva-i Milliye ruhuyla memleketin kaderine el koyacaktır. Ancak bu iş kendiliğinden olmaz. Bir örgüt, bir liderlik gerektirmektedir. Bu işin öncüsü şimdilik ADD ve TGB’lerdir. Ancak bu iş tek başına bizlerin canhıraş çalışmasıyla olmaz. Herkesin bu inancı benimsemesi gerekmektedir.
Yazınızda, “Şahsımıza hedef alarak iftira atanların “bu Ülkücü değil provokatör”, “bu Perinçek’in adamı”, “bu Başbakan’ın adamı”, “bu, Banu Avar’la birlikte Rus ajanı”, “bu MHP’yi parçalamak istiyor”, “yeni parti kurup MHP’yi parçalayacak”, “bu solcu, Ulusal Kanal’a çıkıyor”, “bu sağcı, MHP’yi destekliyor” ve hatta bunlar “Fettulahçı” dediklerini ve dediklerini sözüm ona milliyetçi ve ulusalcı internet sitelerinde yazdılar” diyorsunuz. Siz yazınızın ikinci maddesinde; “Avrupa’daki konferanslarımızı engellemeye çalışanların İşçi Partisi kontrolündeki ADD’ler ile Bahçeli tabiyetindeki Ülkü Ocakları yönetimleri”dir diyerek aynı şeyi yapmış olmuyor musunuz? Bu nasıl bir stratejik derinlik? Davutoğlu’na mı benzemek istiyorsunuz?
Şimdi size bir şey daha hatırlatmak isterim. 30 Ağustos 2003 günü Taksim’de ülkücü ve İşçi Partili gençler el ele tutuşarak kamuoyunda “Kızıl Elma” olarak bilinen mitingi yapmıştı. Ergenekon ve Balyoz tertiplerinin kararının alınmasına neden olan işte bu mitingdir. Geçmişte ülkücü-komünist ekseninde birbirine kırdırılan gençlerin çocuklarının el ele tutuşması, Türkiye üzerinde kötü emelleri olan emperyalist odakları paniğe sevk etmiştir. Yazdığınız yazıda siz hem İşçi Partilileri hem ülkücüleri suçlayarak ne yapmak istiyorsunuz? Soğuk Savaş 1991 yılında bitti. Aradan 22 yıl geçmesine rağmen hala Soğuk Savaş mantığıyla düşünmeniz bizleri şaşırtmaktadır. Atatürkçüler, sizin gibi bu vatan uğruna canını ortaya koymuş, aylarca dağlarda yatmış, kucağında şehitler vermiş bir askerden, TGB’li ve Ülkücü gençleri yeniden el ele tutuşturmak için çalışma beklerken siz ne yapıyorsunuz? Kayseri’de olduğu gibi yeniden bu gençlerin birbirine soğuk savaş mantığıyla bakmaya başlamaları kimin ekmeğine yağ sürer? Zaman kavga değil, birlik zamanıdır.
Bizler AADDB olarak bize bağlı birçok dernekte sizi daha önce misafir ettik. Hak verirsiniz ki sınırlı imkânlarımızla, cebimizden paralar vererek Türkiye’deki kanaat önderlerini, aydınları Avrupa’da yaşayan Türklerle buluşturmaya çalışıyoruz. Bu manada size karşı hiçbir tepkimiz yoktur. Bizi tedirgin eden konu, sizinle ilgili olmayıp, Türkiye’de ADD ve TGB’lerin yarattığı havayı bozmaya çalışan art niyetli insanların olabileceğini düşüncesidir. Asker olarak çok iyi bilirsiniz ki, bir kuvveti zayıflatmanın en iyi yolu onu kendi içinde bölmektir.
Şimdi bu noktada tartışma yaratan konuya gelmek itiyorum. Bizler Avrupa’da 20 yıldır ADD’lerin içindeyiz. Bir bakıyoruz, ansızın Dursun Atılgan isimli bir bey ortaya çıkıyor, Avrup Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu adıyla http://www.ataturk.de internet adresinde faaliyet gösterdiğini iddia ediyor. Kendine bağlı olarak gösterilen 16 ADD’den sadece 1 tanesinin kağit üzerinde faal olduğu, adı, mekanı, telefonu, para kaynağı belli olmayan, tek kişiyle faaliyet göstermeye çalışan bir oluşum peşine düşüyor, bir şeyler yapmaya çalışıyor. Siz olsanız ne düşünürsünüz? Geçmişteki acı olaylar bize birden bire piyasaya çıkıp, “ben herkesi tanıyorum, herşeyi yaparım, kimseye bağlı olmam, kimseden emir almam” diyenlere şüpheyle bakmayı öğretti. Bu konuda sizleri de uyarmak isterim. Yaşadığımız dönem, Türkiye’de at iziyle, it izini birbirine karıştırmıştır. Bizler dahil herkes kullanılabilir. Özellikle vatanın tehlikede olduğu düşünülen dönemlerde, bu duyguya sahip insanları manipüle etmek çok daha kolaydır. Sizin de, Banu Avar Hanımefendi gibi Türkiye’yi düze çıkarmak için her hangi bir siyasi oluşum içinde değil de halkı örgütleyerek bu açmazdana  çıkılabileceği düşüncesinde olduğunuzu tahmin ediyorum. Bu düşünceye saygım var. Ancak bu düşüncenin de art niyetli insanlar tarafından çesitli siyasi oluşumları engellemek ve hatta ADD ve TGB’ler de oluşmaya başlayan birlikteliği baltalamak için kullanılabileceğini sizlere hatırlatmak isterim. Sözün özü; Avrupa gibi sizin pek tanımadığınız bir coğrafyada çeşitli faaliyetlere katılırken konuyu bir bilene danışmanın faydalı olacağını, ayrıca buralardaki bilgi kaynaklarınızın güvenilirliğini yeniden değerlendirmenizin uygun olacağını sizlere hatırlatmak isterim.
Sayın Sarızeybek, Avrupa’da arkadaşların kendi arasında yaptığı tartışmayla sizin şahsınızın hiçbir ilgisi yoktur. AADDB olarak, kapımızı her zaman size ve sizin gibi düşünenlere açıktır. Tek dileğimiz, Atatürk’ün dediği gibi “söz konusu vatansa gerisi teferruattır” diye düşünüp, sağcı, solcu, dindar ve özellikle ülkücü gençleri, siyasi görüşleri ne olursa olusun herkesi, Atatürk’te birleşmeye davet etmek için çalışmanızdır.
En derin saygılarımla.

Bülent Demiral
AADDB Başkanı

 
SURİYELİ KADINLARA CENNET VAADİ PDF Yazdır ePosta
dc tarafından yazıldı   
Cuma, 04 Ocak 2013 16:58

KÖŞEYE SIKIŞMIŞ BİR HABER:

 

SURİYELİ KADINLARA CENNET VAADİ

Müftüden cihatçıya tecavüz izni gibi fetva

 

Dış Haberler Servisi - Suudi Arabistan’da Vahhabi müftü şeyh Muhammed el Arifi, Suriye’de savaşan militanların Suriyeli kadınlarla seks için muta nikâhı kıyması için fetva yayımladı. Press TV’nin haberine göre, şeyh Muhammed el Arifi, militanlarla cinsel ilişki için evlilik yapan kadınlara “cennet” vaat etti. Yabancı destekli militanlarla Suriyeli kadınlar arasındaki evliliklerin, “militanların cinsel isteklerini doyuracağını ve Suriyelileri öldürme konusundaki kararlılıklarını artıracağını” söyleyen şeyh, bu evliliklerin yaşını 14’e kadar indirdi. Müftü, evlilikler için dul, boşanmış kadınların tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Suriye’deki “cihatçıların iki yıldır kadınsız” olduğuna dikkati çeken Suudi müftü, bu evliliklerin birkaç saat sürmesi gerektiğini, böylece bütün savaşçılara sıra geleceğini söylemeyi de ihmal etmedi. El Arifi’nin bu sözlerine tepki yağarken bu fetvanın Suriye’de kadınlara tecavüz edilmesine davetiye çıkardığına, bunu yaparken de kendilerini dinen haklı görmelerine neden olacağına dikkat çekiliyor
 
Kayseri Ülkü Ocakları Başkanı Erhan Özhan'dan Kayseri TGB Başkanına Saldırı PDF Yazdır ePosta
dc tarafından yazıldı   
Cuma, 04 Ocak 2013 16:38

TGB'nin etkili, kararlı ve milyonları harekete geçiren mücadelesi karşısında yaya kalan F tipi 'ülkücüler' TGB Kayseri Başkanı Sinan Sungur  arkadaşımıza saldırdılar.*
  
Kayseri Erciyes Üniversitesinde topluluk masası açan TGB'lilere saldıran f tipi 'ülkücüler', burası bizim siz masa açamazsınız diyerek höykürmüşler. Biz neyle uğraşıyoruz bunlar neyle...

Devamını oku...
 
Atatürkçü Düşünce Derneklerinin Kıymetli Üyeleri, PDF Yazdır ePosta
dc tarafından yazıldı   
Çarşamba, 02 Ocak 2013 12:35

01 Ocak 2013

Atatürkçü Düşünce Derneklerinin Kıymetli Üyeleri,

Tatlısıyla, acısıyla bir yılı daha geride bıraktık. 2012 yılı Türkiye’nin kaderine imza atan önemli olayların yaşandığı bir yıl olarak tarihe geçmiştir. Bu tarihi olaylara en büyük katkıyı, kalbi vatan sevgisiyle dolu siz Atatürkçüler verdiniz.

2002 yılında AKP Hükümetinin iktidara gelmesiyle birlikte Türkiye’de hızlı bir dönüşüm yaşanmaya başlamıştır. Din adına yapılan bu zorlama dönüşüm çabalarıneticesinde, ülkede hayat şartları giderek ağırlaşmış, hukuk kaybolmuş,adaletsizlik yaygınlaşmış, din adına yapılan hak sızlıklarla kul hakkı yenmiş,toplumun AKP ile aynı dünya görüşünü paylaşmayan kesimi faşizan tedbirlerle sindirilmeye çalışılmıştır. 10 yıldır sıkıştırılan toplum, 2012 yılında bu faşizan baskılara boyun eğmeyeceğini göstermeye başlamıştır.

İlk kıvılcım, Türk Telekom Arena Stadının açılış töreninde halkın Cumhurbaşkanı ve Başbakanı protestosuyla çıkmıştır. Ateşin tutuşma emareleri, 240 bin gencin, 19 Mayıs’ta İstiklal Caddesinde yürümesiyle görülmüştür. Arkasından halk, Hatay’da “savaşa hayır” diyerek sokağa dökülmüş ve kaderinde söz sahibi olduğunu ortaya koymuştur. İkinci kıvılcım, İstanbul Tenis Turnuvasında Bakanları salondan kaçıran protestolardır. 29 Ekim’de ise halk, bariyerleri yıkarak, eski Meclis önünden Anıtkabir’e yürüyerek özgürlük ateşini yakmıştır. 10 Kasım’da vatanseverlerin Atasının kabrini ziyaret etmesini kimse engelleyememiştir. Giderek şiddetlenen bu rüzgâr 13 Aralık’ta yüzbinleri adalet kılığına girmiş canavarın kapısı önünde Silivri’de bir araya getirmiştir. Bu dik duruş, adalet cüppesi giymişcanavarı deşifre etmiş ve bu tarihten itibaren yeni bir döneme girilmiştir. Bu süreç neticesinde 18 Aralık tarihine gelindiğinde, Başbakan R. Tayyip Erdoğan, Göktürk-2 uydusunun uzaya gönderilmesini izlemek üzere Ortadoğu Teknik Üniversitesine (ODTÜ), 3600 polis, 20 zırhlı araç, 8 TOMA (toplumsal olaylara müdahale aracı) ve 105 korumayla gidebilmiştir. Atalarımız, “ne ekersen onu biçersin” demişler; bütün bu olayların sorumlusu ne yazık ki insanları ötekileştirerek kutuplaşmaya zorlayan AKP Hükümetidir. ODTÜ olayları bundan sonra Hükümet Üyelerini n, halkın olduğu toplantılara katılmasının mümkün olmayacağını göstermiştir; artık onlar, sadece ve sadece kendi yandaşlarına seslenebilecektir; halka hitap etme yetkilerini kaybetmişlerdir.

Yukarıda saydığımız tarihi olaylar halktaki özgürlük ve demokrasi ateşini tutuşturmayıbaşarmıştır. İktidarın devlet gücünü kullanarak kalabalıkların üzerine sıktığıbiber gazı ve su, artık bu ateşi söndürmeye yetmez, tam tersine onu körükleyecektir.

Kıymetli Atatürkcüler,

Atatürk, ömrünün tamamını emperyalizmle savaşa adamış bir liderdir. Onun amacı; tam bağımsız bir Türkiye yaratmaktır. Onun verdiği mücadele, tüm mazlum milletlere sömürge olmaktan kurtularak özgür yaşamanın yolunu gösterecek bir model yaratmıştır. İşte emperyalizmin en büyük arzusu; kendisine tehdit olan bu modeli yok etmektir. Bu gün ülkemizin geldiği tehlikeli noktada, Atatürk, önce bir heykel haline getirilmiş, sonrada bazı kandırılmış insanlara bu heykel yıktırılmaya çalışılmıştır. Heykeli yıkmaya çalışanlar büyük yanılgı içindedir, çünkü Atatürk bir heykel değil, bir idealdir.

Milli bayramlarımızı yasaklamaya çalışanlar, yıllardır caddelerde, okul bahçelerinde hareketsiz duran heykeli canlandırmıştır. Bu sefer Atatürk, 19 Mayıs 2012’de sadece Samsun’a çıkmamıştır; Beyoğlu’ndan başlamak üzere yurdun dört biryanında, aynı anda sokaklarda görülmüştür; sanki klonlanarak çoğalmış gibi her tarafta dolamaktadır; Kurtuluş Savaşında, HaçlıSeferlerinde şehit olmuş dedelerimizin ruhları da torunlarının bedeninde hayat bulmuş, onun yanında sokaklarda cirit atmaktadır.

Kıymetli Atatürkçüler,

Altınıçizerek tekrar ediyorum, bütün bu başarılarda sizlerin payı çok büyüktür; hepinize bu millet şükran borçludur. Ancak iş burada bitmemiştir. Başlattığımız bu süreçte 27 Aralık günü Soner Yalçın adalet kılığına girmiş canavarın elinden kurtardık. Ancak Genelkurmay Başkanımız, Komutanlarımız, Doğu Perinçek ve aydınlarımız hala tutsaktır. İftira operasyonlarıyla çapsız bir çetenin vatanseverleri kendi vatanında tutsak edebilmesi, Türk milletinin kabul edebileceği bir olay değildir. Tutsakları kurtarmak veya mahkûm edilmelerine razı olmak aslında milletin kaderini belirleyecektir. Ya yabancıların her istediği operasyonu yaptığı bir müstemleke olacağız, ya da tam bağımsız, onurlu, özgür, demokratik bir ülke. Bizler tam bağımsızlıktan yanayız. Türk milleti hiçbir zaman boyunduruk altında yaşamamıştır, yaşamayacaktır. Atatürk’ün dediği gibi; “ya istiklal ya ölüm”. 2013 yılında önümüzde duran yakıcı görev vatanseverleri Silivri, Hasdal, Hadım Köy ve Maltepe zindanlarından kurtarmaktır.

Bu duygularla hepinizin yeni yılın kutlar, sevdiklerinizle birlikte, sağlıklı,mutlu ve mücadeleci bir yıl geçirmenizi dilerim.

Bülent Demiral

AADDB Başkanı

 
Amerikan Uşağı İşbirlikçi AKP PDF Yazdır ePosta
dc tarafından yazıldı   
Çarşamba, 02 Ocak 2013 12:21

13 Aralık 2012

Amerikan Uşağı İşbirlikçi AKP

Bir memlekette suçlular suçsuzları yargılamaya başlarsa, hukukun işlediğini zanneden halk önce kimin suçlu kimin suçsuz olduğunu anlayamaz, ama güneş balçıkla sıvanamaz kuralı gereği, gerçekler önünde sonunda tüm çıplaklığıyla görülür. İşte o zaman suçsuzları yargılayan suçluların yargılanma zamanı gelmiştir. Türkiye bugün bu noktadadır.

Bir Cemaatin Amerikan uşağı elemanları, hukuk kılıfına sokarak adaleti yok etmeye çalışsa da, 13 Aralık 2012 tarihinde halk, Silivri Kalesi önünde adalete sahip çıkmıştır. Silivri’yi dolduran halk“Amerikan uşağı işbirlikçi AKP” sloganını atarak, gerçekleri gördüğünü haykırmıştır.

Halkın gücü bütün adaletsizliklerin önüne geçecektir. Halk artık Ergenekon yalanına inanmamaktadır. Gerçekleri görenler sadece Silivri kalesine dayanan kalabalıklarla sınırlı değildir. İmkânı olup oraya gidemeyen milyonlarca insanın kalbi bugün Ulusal Kanalın ekranında Silivri’deki öncüleriyle beraber atmıştır.

Bir ülkeyi bölmenin tek yolu adaleti ortadan kaldırmaktır. Ülkemizde bazı işbirlikçiler kendi siyasi çıkarları uğruna bu tuzağa düşmüş, haçlı ordusunun taşeronu haline gelmiştir. Bu işbirlikçiler iktidardan indirilmedikçe memlekete adalet gelmeyecektir.

Aydınlık günler yakındır. İleri demokrasi kılıflıfaşizm yıkılacak tekrar ülkeye demokrasi hâkim olacaktır. Silivri Kalesi yıkıldığında Ankara Kalesine yeniden Türk bayrağı dikilecektir. İşbirlikçiler devrilecek, bu toprakların gerçek sahibi Türk halkı çok yakında iktidar olacaktır.

Tam bağımsız Türkiye için Atatürk’te birleştik.

Bülent Demiral

AADDB Başkanı

Son Güncelleme ( Çarşamba, 02 Ocak 2013 12:37 )
 
PYD-SUKO ANLAŞMASI PDF Yazdır ePosta
dc tarafından yazıldı   
Çarşamba, 02 Ocak 2013 12:26

Mehmet Bedri Gültekin

PKK’nın Suriye kolu olan PYD’nin nerede durduğu konusunda Türkiye’de başından beri bir kafa karışıklığı oldu. AKP çevreleri, en başından beri bilinçli olarak PYD’nin Esat yönetimi tarafından desteklendiğini propaganda ettiler.
 Öte yandan bir kısım sol çevrelerde ise, Suriye ordusu ile herhangi bir çatışma yaşanmaması, tam tersine Özgür Suriye Ordusu adını kullanan çetelerle zaman zaman yaşanan çatışmalardan hareketle, PYD’nin emperyalizmin denetimi dışında olan bir kuvvet olduğu kanaati yaygındı.
Son gelişmeler, AKP’nin kasıtlı propagandasının gerçekleri yansıtmadığını açıklıkla ortaya koymuştur. Öte yandan PYD’nin antiemperyalist bir konumda olduğu yolundaki görüşlerin de doğru olmadığı artık ortadadır.
 Değişik kaynaklardan gelen haberlere göre, PYD’nin de (PKK) içinde olduğu Kürt Yüksek Konseyi, SUKO ile anlaştı.

Devamını oku...
 
“KİN”İN SINIFSALLIĞI VE TARİHSELLİĞİ PDF Yazdır ePosta
dc tarafından yazıldı   
Çarşamba, 02 Ocak 2013 12:24

Mehmet Bedri Gültekin

Hiç şüphesiz, kin duygusunun aynı zamanda bireysel bir yönü vardır. Ama bu yazıda “kin”in tarihselliği ve sınıfsallığı üzerinde durmak istiyoruz.
 Biruni’nin El-Asarü’l-Bakiye adlı eserinde belirttiğine göre, Hüseyin bin Ali’nin (Hz. Hüseyin) başı Şam’a getirildiğinde, Yezid elindeki değnekle onun azı dişlerine dürtüp, şu şiiri okudu:

Devamını oku...
 
Bekir Coşkun'dan CHP'ye sert eleştiri: Atatürk Askersiz Kaldı!.. PDF Yazdır ePosta
dc tarafından yazıldı   
Çarşamba, 02 Ocak 2013 12:16

Bekir Coşkun

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Bekir Coşkun, bugünkü yazısında CHP'nin Mustafa Kemal'in askerleriyiz demekten vazgeçip yurttaşıyız demesini sert sözlerle eleştirdi.

18 Aralık 2012 Salı 12:44

İşte Bekir Coşkun’un “Atatürk Askersiz Kaldı!..” başlıklı o yazısı:

 CHP “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganını kaldırdı, “Mustafa Kemal’in yurttaşlarıyız” yaptı..

 Belki bunun için oturup düşündüler bile...

Son Güncelleme ( Çarşamba, 02 Ocak 2013 12:21 )
Devamını oku...
 
Ruhi Su Davetiyesi PDF Yazdır ePosta
dc tarafından yazıldı   
Cuma, 30 Kasım 2012 12:05
Ruhi Su 100. Yaşında
Bremen Dostluk Korosu


2 Aralık, Pazar günü, saat 15.00’de

Alte Feuerwache,

Friedenstr. 5
47053 Duisburg (Hochfeld)

Giriş ücreti 10 €

 
29 Ekim'in gelecek tasarımı PDF Yazdır ePosta
dc tarafından yazıldı   
Perşembe, 29 Kasım 2012 00:01

Öner Tanık, ADD Genel Sekreter Yardımcısı / tgb.gen.tr

"Bağımsızlığı ve ulusal varlığı yok eden ve ulusun hayatını tehlikeye düşüren düşmanın yurda girişi, cana kıyması ve her türlü saldırılarına karşı, ne ulusun heyecanını ve iç acısını ve ne de bundan doğan ulusal gösterileri engelleyip durdurmak için kendimde ve hiç kimsede hiçbir güç göremeyeceğim gibi, bu yüzden ortaya çıkacak olayların karşısında da sorumluluk yüklenebilecek ne komutan, ne sivil yönetici, ne de hükümet düşünürüm." (Mustafa Kemal, Nutuk)

Devamını oku...
 
"Olmadı, olmuyor Kemal Bey...!" PDF Yazdır ePosta
dc tarafından yazıldı   
Çarşamba, 28 Kasım 2012 23:52
Fatih ERTÜRK
 
 Ben bu partiye 27 yılımı bizzat gazeteci olarak emek verdim. Halkçı
 Parti-SODEP birleşmesinin ardından SHP'nin doğuşunu izledim. 1992'de
 CHP'nin yeniden açılışına tanık oldum. Acı, tatlı günlerini gördüm,
 zaferleri izledim, yenilgileri de. Bu partiye gönül verenlerin genel
 merkezin önünde oturup sabaha kadar hıçkıra hıçkıra ağlamalarının
 fotoğraflarını çektim. Ama inanın bana ilk kez bu partinin tepeden tabana
 kadar bu kadar sarsıldığını, bu kadar çatladığını ve insanların partiye bu
 denli hızla sırtlarını dönmeye başladıklarını ilk kez görüyorum.
Devamını oku...
 
Alman Parlamentosuna Tarihi Ders PDF Yazdır ePosta
dc tarafından yazıldı   
Çarşamba, 02 Ocak 2013 12:22

14 Aralık 2012

Alman Parlamentosuna Tarihi Ders

Bu gün (14 Aralık 2012) Türkiye Gençlik Birliği Avrupa Başkanı Beyhan Yıldırım, Alman Parlamentosunda yapılan, Türkiye’ye Patriot Füze Sistemlerini göndermeye yönelik görüşmelere katılarak, orada görüşlerini dile getirerek Almanlara bir ders vermiştir.

Beyhan Yıldırım konuşmasını tamamlar tamamlamaz gözaltına alınmış kısa bir süre sonra da serbest bırakılmıştır. Bu haber hemen Türkiye’de birçok internet sitesine düşmüş ama hiç biri Yıldırım’ın Parlamenta’da ne dediğini gündeme taşımamıştır.

Önemli olan Patriot kararını protesto etmek değildir. 555 milletvekilinin katıldığı oylamada, 461 milletvekilinin karara onay verdiği Parlamento’ya bir ders vermek, tarihe bir not düşmektir.

Beyhan Yıldırım, Alman Parlamentosunda NATO’nun bir savunma örgütü olmaktan çıkıp ABD’nin savaş makinesi olduğunu, Washington’un kendi ekonomik krizini aşmak için Ortadoğu'da bölgesel bir savaşı arzuladığını, Almanya’nın Patriotlara onay vererek, ABD’nin Büyük Ortadoğu projesine alet olduğunu, Meclisin tarihi bir hataya imza attığını,Yugoslavya’nın parçalanmasında aynı hatanın yapıldığını, şimdi Ortadoğu’nun kan gölüne dönmesine alet olacaksınız, I. ve II. Dünya Savaşlarından ders alınmadığını, bu tutumun Almanya’nın çıkarlarına olmayacağını, ABD’nin kuklası gibi davranmanın Avrupa’nın demokrasi ve özgürlük tarihiyle bağdaşmadığını, bu kararla bölgede dökülen kandan artık Almanya’nın da sorumlu olacağını söylemiştir.

Dünya barışı için çaba harcayan bu genç arkadaşımıyaptığı anlamlı eylemden dolayı tebrik ediyorum.

Bülent Demiral

AADDB Başkanı

 
ADD 13 Aralık'ta Silivri'de tertibi bozmaya gidiyor PDF Yazdır ePosta
dc tarafından yazıldı   
Salı, 04 Aralık 2012 00:50

AKP Ergenekon tertibinde karar için bastırırken Türkiye'nin yurtseverleri de Silivri'ye çıkartma yapmaya hazırlanıyor. Atatürkçü Düşünce Derneği yazılı açıklamayla yurttaşları 13 Kasım’da Silivri’ye çağırdı. Derneğin açıklamasında; "Başından bu yana hukuksuzluklarla yürüyen bu siyasi davaya uzaktan seyirci kalmayacağız." dendi.


Yurtseverler, Ergenekon tertibini bozmak için 13 Aralık’ta Silivri Cezaevinin önünde olacak. Atatürkçü Düşünce Derneği yazılı açıklamayla tüm yurttaşları 13 Aralık'ta Silivri'de tertibi bozmaya çağırdı. 

Ergenekon tertibinde, Mahkeme Heyetinin savcıdan esas hakkında mütaalasını istemesiyle birlikte sona doğru yaklaşılıyor.

 Atatürkçü Düşünce Derneği internet sitesine koyduğu duyuru ile üyelerini Silivri’ye çağırdı. 

İşte o açıklama:

 “Kamuoyunda Ergenekon adıyla bilinen davada karar aşaması yaklaşmıştır. Mahkeme Heyeti, iddia makamına, esas hakkında mütalaa vermesi için, gelecek celseye (duruşmaya) kadar süre verilmesine hükmetmiştir. Başından bu yana hukuksuzluklarla yürüyen bu siyasi davaya uzaktan seyirci kalmayacağız. Atatürkçü Düşünce Derneği, yüzlerce şubesi ve binlerce üyesiyle 13 Aralık 2012 saat 08:30’da Silivri’de olacaktır. Tüm yurttaşlarımızı Silivri’ye, “gerçek ve açık tanıklığa” bekliyoruz. İfadeleri kullanıldı.”

 
DEMOKRASİYİ LEYLEKLER Mİ GETİRDİ? PDF Yazdır ePosta
dc tarafından yazıldı   
Perşembe, 29 Kasım 2012 00:03

Doğu Perinçek

Liberal teorisyenlerimiz, halkı budala yerine koyuyorlar. Meğerse demokrasiyi de leylekler getirmiş. Sandığa demokrasiyi kim koydu da, onlar sandıktan çıkarıyorlar? Leylekler mi? Peki leylekler getirmediyse, demokrasiyi kim getirdi?

 Liberaller ve cemaatçiler televizyonlarda tek kale maçlar yaparak, her akşam devrim ve demokrasi kalesine gol atıyorlar.
“Demokrasi” adına sabahlara kadar çene çalanların demokrasinin tarihsel içeriğini gözlerden saklamaları da bir görev!

Demokrasinin beşiğine demokrasi nasıl geldi

Devamını oku...
 
BEKİR BOZDAĞ’IN ALEVİ AŞKI! PDF Yazdır ePosta
dc tarafından yazıldı   
Çarşamba, 28 Kasım 2012 23:56

Mehmet Bedri Gültekin 

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, 21 Kasım 2012 akşamı Rixos Hotel’de, Dünya Ehlibeyt Vakfı’nın iftarına katıldı. Yaptığı konuşmada, 1925 tarihli “Tekke ve Zaviyelerin Kaldırılması ve Bazı Unvanların Yasaklanması Hakkında Kanun”un kaldırılması gerektiğini söyledi.
 Bozdağ, daha sonra katıldığı “Latin Amerika Çalıştayı”nda gazetecilerin konu ile ilgili sorularına, ‘söz konusu Devrim Kanunu’nun Alevilerin kullandığı bütün unvanları yasakladığını, Alevileri hedef aldığını, dolayısıyla Alevi yurttaşların talebini karşılamak amacıyla konuyu gündeme getirdiğini’ söyledi.
 AKP’nin bu “Alevi aşkı”nın sebebi nedir?

Devamını oku...
 
TGB Almanya, Gülen tarikatı hakkında kamuoyunu bilgilendirmeye devam ediyor PDF Yazdır ePosta
dc tarafından yazıldı   
Çarşamba, 28 Kasım 2012 23:49

BARIŞ GÖKTEPE / BERLİN / AYDINLIK GAZETESİ

[Gülen tarıkatı açıklamamız FAZ'de - haber ektedir]

Alman devlet televizyonu WDR’de son anda yayınlanması engellenen Claudia Uebel ve Yüksel Uğurlu yönetmenliğindeki Fethullah Gülen belgeselinin gösterime girmesi istemiyle imza kampanyası başlatan ve WDR’in önünde kitlesel basın açıklaması düzenleyen Türkiye Gençlik Birliği (TGB) Almanya, Gülen tarikatı hakkında Alman kamuoyunu bilgilendirmeye devam ediyor.

Devamını oku...
 
Diğer Makaleler...
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 > 48
Ata_015.jpg

En Son Yorumlar

Üye Giriş



Kim Çevrimiçi

Şuanda 29 konuk çevrimiçi
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Statistics

Üyeler : 1010
İçerik : 3881
Web Bağlantıları : 7
İçerik Tıklama Görünümü : 3575467
< Mayıs 2013 >
Pz Sa Ç Pr Cu Ct Pz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31