Bu millet uzun zamandır yalanlarla boğuşuyor. Her gelen bir başka yalanla geliyor, yalanı yalan çamuruyla yuğup yıkıyor. Gerçekler her suda daha da kararıyor… Ekranlarda danışıklı döğüşen hanımlar beyler, karşılarına oturtuyor siyasileri, seçme yalanlara çanak tutuyor… Yeni bir stil deniyor ekrandaki sunucu. AKP’li yetkiliye en ’doğru’ soruları ‚en komik’ şekilde yönlendiriyor… Acaba Vamık Volkan’dan mı tavsiye alıyor?Böylece DOĞRULAR ’dehset abartılı iddialar’ olarak kulaklara değiyor… ’Söyleyin sayın bakan, AKP , Amerika’dan mı emir alıyor?’ (Gözlerinde ben ne zekiyim pırıltısı.) ’AKP PKK ile mi görüşüyor?’ (sesinde sorarım işte bu soruları tınısı) ’AKP ne var ne yok yabancılara satıyor diyorlar…’( omuzlarıyla haltetmişler havası…) ’Bitaraf olan bertaraf olur mu? Benden olmayan yok mu olur deniyor?’ (valla tüm ’ulusalcı’soruları sorduk işte! afrası…)
Finansal piyasalarda yaşanan bazı gelişmeler ve bunlara ilişkin olarak öne sürülen kimi yorumlar akla ziyan bir görüntü sergiliyor. İhracatçı ve üreticilerimiz Türk Lirası'nın aşırı değerli olduğunu, nefes alamadıklarını ve acilen birşeyler yapılması gerektiğini söylüyorlar; bazı kesimler ise bakın Japon Yen'i de değerleniyor ve bunu gidermek için yapılanlar bir işe yaramıyor örneğini vererek yapacak fazla bir şey olmadığını yüzü kızarmadan söyleyebiliyor. Gerçekler, örgütlenmiş bir sorumsuzluğun arkasında gözden uzak tutulmaya çalışılıyor... Mevcut politikaların değişmemesi, sorunların ağırlaşması, pahasına günün kurtarılmasına devam edilmesi için çaba harcanıyor. Mevcut durum sorgulanmıyor, sorgulanması istenmiyor...
İSTANBUL VE DİYARBAKIR BAŞKENTLİ KONFEDERASYON PAZARLIĞI
dc tarafından yazıldı
Cuma, 03 Eylül 2010 09:39
Mehmet Ali Güller
AKP’nin PKK’yla yaptığı belli başlı 7 pazarlık öyküsüyle ilgili 24 Ağustos tarihli yazımızı “Pazarlığın boyutu sadece referanduma ‘evet’ demek karşılığında gündeme gelen BDP’nin ‘Öcalan muhatap alınsın, operasyonlar durdurulsun, seçim barajı düşürülsün, KCK tutukluları serbest bırakılsın’ şeklindeki dört şartıyla mı sınırlı? Yoksa, aslında referandumda ‘evet’ çıktıktan sonra yolu açılacak ‘demokratik özerklik’ ve ‘federasyon anayasası’ pazarlığı mı yapılıyor? Pazarlığın ayrıntılarını da bir sonraki yazımızda ortaya koyacağız…” diyerek bitirmiştik.
DOĞU PERİNÇEK’İN, TÜRK MİLLETİNE REFERANDUM BİLDİRİSİ Millet, ABD iradesini deliğe süpürecektir!
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Türk Milletine referandum bildirisi yayınladı. Bugün (2 Eylül 2010), İstanbul'da İP Genel Başkan Vekili Mehmet Bedri Gültekin tarafından kamuoyuna açıklanan bildiri şöyle;
Bülent Esinoglu,
Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Hürriyet Gazetesi haberi kibarlaştırarak vermiş. Bu nasıl ortak diye soruyor.
Amerika’nın Türkiye’ye silah ambargosundan bahsediyorum. Meclisimizde milletvekillerimizce ayakta alkışlanan Obama, Türkiye’nin silah alım talebini Kongre’ye göndermemiş. Yani Türkiye’yi silahsız, savunmasız bırakmaya karar vermişler.
Washington’daki Büyükelçimiz lobi yapacakmış. Amerika’yı ikna etmek için para akıtacak ve alımların önünü açacaklarmış.
Bugün bütün Avrupa, milyonlarca kişinin azgın bir hırs uğruna katledilişini anıyor. Avrupalı, yakasında barış günü simgesi, gelincik, mezarlıklara koşuyor.
Onları katledenler, 1 Eylülü Dünya Barış Günü ilan edenler, Nobel barış ödülleri verenler, malum en çok silah üretenler, ülkeleri işgal edenler, Afrika’yı yok edenler, Asya’ya göz dikenlerdir!
Onlar gizli bir örgütün üyeleridir. Afganistan’da ‘Birçok hükümet yetkilisine ödeme yaptık, yapıyoruz!’ açıklaması yenidir. Soros Gürcistan’da ‘Hükümetten bir çok ismi maaşa bağladım!’ diyebilmiştir.
Bülent Serim Eski Anayasa Mahkemesi Genel Sekreteri Odatv.com
Bütün bu açıklamalar ve düzenlemeler, Sayın Başbakan’ın takviminin ipuçlarını vermektedir. Şimdi, satırbaşları olarak bunu çözümlemeye çalışalım. - Anayasa değişikliklerinin yürürlüğe girmesiyle yaratılacak yandaş yargı aracılığıyla, son kalan birkaç yazılı ve görsel medya dahil karşıt görüşlüler tümüyle susturulacak ve yol üzerindeki engeller temizlenecektir. - Ele geçirilen Anayasa Mahkemesi sayesinde, kapatma nedeni olmayacağı için, laiklik karşıtı eylemler artarak sürecek ve seçmen tabanının isteyip de yapılamayan düzenlemeler gerçekleştirilecektir. - 2011 seçimlerine bu ortamda girilecek; oy satın alma yöntemleri ve bilgisayarlı seçim yöntemi oyunları da kullanılarak seçimler kazanılacaktır. - AKP yeniden tek başına iktidar; Sayın Erdoğan yeniden Başbakan olacaktır. - Anayasa’da köklü değişiklikler yapılıp, * Başkanlık sistemine geçilecek, * İlk dört madde değiştirilerek, laik Cumhuriyet İslami yapıya kavuşturulacak, * Federasyona geçiş için gerekli düzenlemeler yapılacak, * Bugüne kadar örtülü olarak ABD’nin kullandığı ulusal egemenlik, bunun yanında AB’ye devredilecektir. - Tüm bu düzenlemeler bitirildiğinde, yaratılan koşulların sağladığı avantajla Sayın Erdoğan, 2014’de, Cumhurbaşkanı’nın 7 yıllık süresinin bitmesiyle birlikte “Başkan” seçilecek ve (5+5) 10 yıl Devleti tek başına yönetecektir. Kuşkusuz bu takvimin işlemesi, bu referandumda yapılan değişikliklerin kabul edilmesine bağlıdır. Referandumda oy kullanırken yapılan değişikliklere geniş açıdan bakmak, altında yatanları çok iyi çözümlemek gerekmektedir. Bu takvim gerçekleşirse, Devlet “tek parti devleti”ne, rejim “İslami Cumhuriyet”e, yönetim “seçilmiş krallığa” dönüşecektir.
Bülent Serim Eski Anayasa Mahkemesi Genel Sekreteri Odatv.com
Cumhuriyet yıkıcılığı, iktidarda bulunan bir Parti tarafından yasadışı bir örgütlenmeyle uygulanmaktadır
dc tarafından yazıldı
Çarşamba, 01 Eylül 2010 22:01
Doğu Perinçek
İşçi Partisi Genel Başkanı, Ergenekon Ana Davasının 156. duruşmasında Fethullahçı örgütlenmeyi kanıtlarıyla ortaya koydu. Perinçek'in Mahkeme'de yaptığı ve Aydınlık dergisinin son sayısında yayımlanan bu açıklamaları aşağıda sunuyoruz.
Yazılarımda, konuşmalarımda konu “umut” olunca severek kullandığım sözlerden biri şudur: Umutsuzluk yalnızlıktan doğar. İnsanın, demir parmaklıkların arkasında bile yalnız olmadığını düşünmesi, hissetmesi çok önemli bir güçtür.10 Ağustos’ta başlayıp 20 Ağustos’ta sona eren 70 – 77. duruşmalar, bir başka deyimle buluşmalarda, zaten duruşmalarda aradığımız artık hukuk değil, dostlarla buluşma…
İlk Kurşun yazarı ALİ SERDAR BOLAT'ın Sümela'nın ibadete açılması üzerine makalesi
Recep Bey, Sümela’da ayin yapılmasına karşı çıkanları şöyle eleştirdi: “Bunu başarmamız lazım. Bugün Sümela’da geldiler Hristiyanlar kendilerine göre ayinlerini yaptılar. Bir iki grup, malum, kimler olduğunu benim anlatmama gerek yok, ‘İşte bak yeniden Pontus’u hortlattılar…’ Yahu arkadaş ne oldu, geldiler ayinlerini yaptılar, gittiler. Kaç kişi, bin 500-2 bin kişi. Ne kaybettik?
HSYK Başkanvekili Özbek, telekulak iddiaları hakkında sert konuştu: “Toplantıda konuştuklarımızı, toplantıdan sonra gelip neredeyse yüzümüze söyler hale geliyorlar.”
HÂKİMLER ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkanvekili Kadir Özbek, “Toplantı arasında konuştuklarımızı, toplantıdan sonra gelip neredeyse yüzümüze söyler hale geliyorlar. Aradaki sohbetimizi, kritikleri bile dinliyorlar” dedi.
Hanefi Avcı’nın “Haliç’te Yaşayan Simonlar” adlı olay kitabıyla ilgili çarpıcı bir bilgi bugün Nedim Şener’in köşesindeydi.Posta Gazetesi yazarı gazeteci Nedim Şener, bugünkü köşesinde; “cemaatin İstanbul emniyetindeki liderini” kaleme aldı.
İşte “Avcı'ya kitabı yazdıran cemaatin İstanbul polisindeki lideri” başlıklı o yazı:
“Haliç’te Yaşayan Simonlar”ı yazdıktan sonra Eskişehir Emniyet Müdürlüğü’nden kendi isteğiyle merkeze çekilen Hanefi Avcı’nın, nasıl dinlendiğini anlatırken kitabına konu ettiği “özel telefonları” yandaş medyanın en çok ilgisini çeken bölüm oldu. “Neden sadece bir kişiyle görüşmek üzere özel bir hat kullanır?” sorusu eşliğinde, kimi Avcı’nın “dostu” olabileceği, kimi de “Ben kefilim” dediği eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Aslan’la birlikte “uyuşturucu işine karıştığı” imasında bulundu.
Biliyorsunun NATO'nun patronu Amerika. Toplantılarda da en çok Amerikalılar konuşur.
Ama 15 Eylül 2006 farklı bir gündü. O gün, Roma'da yapılan NATO toplantısında Amerikalı subaylar duvara bir harita yansıttılar. "Eğer sınırlar böyle olsaydı, Ortadoğu'da barış daha iyi sağlanırdı" dediler. Türk subayları bunun üzerine protesto ederek toplantıyı terk ettiler.
Amerikan subayları, bir yıl sonra 2007'de Atina'da yapılan NATO toplantısında aynı haritayı bir daha duvara yansıttılar. Askeri ataşemiz protesto ederek toplantıdan ayrıldı.
O melun haritayı ekte görebilirsiniz.
Sınırların değişeceği, 7 Ağustos 2003'de ABD Savunma Bakanı Kondileza Rays (Rice) tarafından yazılan bir makalede açıklanmıştı. Makalede, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Fas'tan Orta Asya'ya kadar 24 Müslüman ülkenin rejimlerinin ve sınırlarının değişeceği belirtiliyordu. İşte değişecek sınırların haritası da, NATO toplantısında duvara yansıtılmıştı.
Aslında harita, NATO toplantısında gösterilmeden çok önce yayımlandı. Amerikan Ordu Dergisi emekli subay Ralf Peters'in çizdiği haritayı yayımladı. İşçi Partisi, Aydınlık Dergisi, Ulusal Kanal, haritayı halkımıza açıkladı. Yurt sathında bu haritayı protesto için imza masaları açtı. Cumhuriyet Gazetesi haritayı renkli olarak ana sayfa göbekten yayımladı.
Fethullah Gülen cemaati devleti ele mi geçiriyor? Hanefi Avcı, Emniyet İstihbarat Dairesi Eski Başkanı. Şu anda Eskişehir Emniyet Müdürlüğü yapıyor. ‘Haliç’te Yaşayan Simonlar / Dün Devlet Bugün Cemaat’ adlı kitabı yazdı. Fethullah Gülen hareketinin devlet içine nasıl sızıp yerleştiğini, adım adım devleti nasıl ele geçirdiğini, nasıl operasyonlar yürüttüğünü anlatıyor. İddialar görmezden gelinemeyecek kadar önemli. Bugün Türkiye’nin gündemini oluşturan Ergenekon’dan Balyoz’a, Dink cinayetinden kaset olaylarına, Danıştay cinayetinden telefon dinlemelerine terörle mücadeleye kadar hemen her olaya yönelik açıklama ve iddialar var. Ülkenin çok önemli ve hassas yerlerinde bulunmuş ve hala çalışan bir uzman, devletin varlığı ile ilgili çok önemli bilgi ve belgeleri açıklıyor. Üstelik kendisi de bu cemaatin içinde yetişen, emniyette olduğu ileri sürülen F (Fethullahçı) Tipi örgütlenmenin en önemli ayaklarından sayılan bir kişi.
YARGI NE YAPACAK? Abuk sabuk iddialarla yürütülen davalar ve çok ağır ithamlarla cezaevlerinde tutulan insanlar ortadayken, Avcı’nın bu iddiaları önümüzdeki dönemde yaşanacak yeni bir mücadelenin perdesini aralıyor. Türkiye’ye karşı bir operasyon yürüttüğü öne sürülen ve ABD tarafından desteklendiği iddia edilen bir cemaat hakkında, bugüne kadar yapılan en ciddi iddialar. Yalanlar, abartılar, belgesiz iddialar üzerine yürütülen davalarda hergün yeni yeni servis manşetler atan anlı şanlı medya, genel olarak suskun ve ürkek yaklaşıyor iddialara. Bir silah kazısını günlerce televizyonlardan naklen verenler ise bu kitap yazılmamış gibi davranıyor. ABD’ci gladyonun derin devletinin yerine geçirilen (önemli bir kısmı dönüştürülen) yeni ABD’ci cemaatçi derin yapı, yargı konusu yapılabilecek mi? Hükümetin yargı üzerinde büyük bir baskı kurduğu ortamda, savcılar harekete geçebilecek mi? İşte Türkiye’nin geleceği için çok önemli bir gösterge!
İŞTE BAZI İDDİALAR Avcı Neler diyor? Okuyucuya uzun gelebilir. Ama biraz sabır göstererek okunacak bu alıntılar, ülkemizin ve bizlerin nasıl bir durumla karşı karşıya bırakıldığımızı gösterecek çok önemli bir belge. Okuyalım, okutalım, paylaşalım. İşte kendi ağından bazı önemli bölümler: . Gizli faaliyetlerini açıklayacağım güçlerin ellerinde ne kadar büyük olanaklar olduğunu ve hangi yöntemleri kullandıklarını az çok bilenlerden birisiyim. Bu insanların hasmı, düşmanı değilim; çoğu eski dostlarım, son dönemde tanık olduğum ve yasadışı olduğunu düşündüğüm davranışları hariç inançlarını ve dünya görüşlerini paylaşıyorum . Fethullah Gülen Cemaati devleti teslim aldı. Milletvekilleri arasında bile cemaati temsil eden sorumlu imamlar var. Cemaat amacına ulaşmak için şantaj, iftira ve karalama kampanyası gibi her türlü yöntemi kullanıyor. Hükümete alternatif bir yapı kurularak tüm kurumlar yönetilmektedir.
FETHULLAH HOCA İLE KARŞILAŞMA . Polis Enstitüsü’nde okurken akşam namazını Maltepe Camii’nde kılardım. Bir gün cami çıkışında sohbet ettiğim mühendislik öğrencisi bir arkadaşın anlatımlarından etkilendim. Zülfikar adlı arkadaşımdan bu şahsın Nurcu olduğunu öğrendim. Daha sonra adının Halit olduğunu öğrendiğim bu yeni arkadaşım bizi öğrencilerin birlikte kaldığı evine götürdü. Evde hepsi Nurcu olan 5-6 öğrenci kalıyordu. Işık evleri denen o evlerden birinde tahminen 5-6 ay kadar kaldım. Bu evde kalırken Fethullah Gülen Hoca’yla benzeri başka bir evde karşılaştım.
. 6 yıl çocuklarımı Samanyolu Koleji’nde okuttum ve ikisi de oradan mezun oldu. 28 Şubat sonrasında hakkında davalar açıldığı o baskı dönemlerinde bir arkadaşım aracılığıyla Fethullah Gülen Hoca’yla onun talebi üzerine kısa süreli olarak görüştüm. Bu görüşmede özetle ona “Siz doğru bildiğiniz yolda okullar açarak bu ülkeye ve insanlarımıza hizmet ediyorsunuz. Gerisini önemsemeyin, doğru sonunda galip gelecektir” dedim.
EMNİYETTEKİ F TİPİ ÖRGÜTLENME . Ben şu andaki örgütün nasıl yapılandığını, idare edildiğini bir nebze olsun göstermek istiyorum. Maalesef bu konuda çok fazla belge yok ama yine de bulunan belgeler mevcut durumu bir oranda anlamamızı sağlıyor.
. Bu belgeler ve dışarıdan aldığım bilgilere göre (Emniyet teşkilatında) her birimdeki temsilciler kanalı ile herkes Ömer kod adlı (Osman Hilmi Özdil) kişinin denetiminde çalışmaktadır. Amirler mezuniyet dönemlerine göre dönem dönem örgütlenmiştir. Herkes gördüğü, bildiği her konuyu temsilcilere aktarmakta, onlar da silsile ile Ömer’e ulaştırmaktadır. Aynı şekilde istenen her husus da Ömer’den talimat olarak teşkilatın en alt birimlerine kadar ulaştırılmaktadır
EMNİYET ARŞİVİ CEMAATTE . Her kritik birimde cemaatin irtibatı ve sorumlusu yer almış, özellikle İstihbarat, KOM (Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadale) ve diğer birimlerin bilgi işlem birimleri büyük oranda cemaat taraftarlarından oluşmuştur.
Emniyete ait tüm arşiv ve bilgiler cemaatin arşivine taşınmış, mevcutlar da istendiği an cemaatin isteklerine uygun olarak kullanılmaktadır. Emniyetin İstihbarat ve KOM birimlerinde teknik ve amir kadrosu büyük oranda cemaatin elemanı konumunda veya bilerek cemaatten gelen talimatlara uymaktadır.
DEVLETİN HER NOKTASINDA . Aslında bu örgütlülük yalnızca Emniyet içinde mevcut değildir, cemaat hemen hemen tüm kurumlarda az veya çok örgütlü haldedir. Öğrendiğim kadarıyla MİT, ordu, yargı ve milletvekilleri içinde imam konumunda kişiler bulunmaktadır.
. Cemaat hakkında herhangi bir ihbar geldiğinde, daha araştırmaya başlanmadan o birimdeki cemaat mensuplarınca haber verilip tedbir alınmaktadır. Yakın zamanda birkaç defa MİT ve Emniyet’e cemaatin faaliyetleri, hatta en üstteki imam Ömer kod adlı kişi hakkında bilgi gitmiş, MİT araştırmaya başladığı an haberdar olunmuş ve gerekli tedbirler alınmıştır.
DEVLET İÇİNDE DEVLET . Her hafta toplanılarak o kurum/birimdeki genel durumlar değerlendirilir ve yukarıya arz edilecek konular çıkarılır. Alt birim imamları kendi aralarında toplanırlar. En yukarıda o kurum için istişare heyeti denebilecek üst sorumlulardan oluşan komitevari bir birim olup onun üstünde o kurumun imamı bulunur.
. Daha üstte kurum imamları bir araya gelip ülke genelindeki işleri ve kurumlar arası çalışmaları değerlendirirler. Bir kurumun yapacağı işlere diğerlerinin desteği, oralardaki bilgiler istenir.
. Bununla birlikte her kurum imamı ayrıca doğrudan yurtdışında bulunan Fethullah Hoca’ya bilgi verip ondan talimat alır, yani olup biten her şey hocanın bilgi ve kontrolünde gerçekleşir, dolayısıyla meydana gelen olaylar asla sıradan bir cemaat mensubunun kendi kafasına göre yaptığı şeyler değildir.
HÜKÜMET İÇİNDE HÜKÜMET . Devleti idare eden bakanlık ve genel müdürlüklere, hatta hükümete alternatif bir yapı kurularak tüm kurumlar yönetilmektedir. Her şey olmasa da hayati konular, önemli tayin ve atamalar, önemli operasyonlar bu yapı tarafından planlanıp uygulanmaktadır.
. Operasyonlara karar verip devletin sistemlerini kendi amaçları doğrultusunda çalıştırmakta, aynı anda kendi taraftarları ve kendilerinin denetiminde olan basın yayın organları ve internet siteleri vasıtasıyla linç kampanyaları yapılmakta, doğru yanlış her türlü bilgi çarpıtılarak servis edilmekte, kamuoyu yanlı ve yanlış bilgilerle yanlış kanaat sahibi olmaktadır.
HER YÖNTEM GEÇERLİ Hukuka uygun veya farklı yöntemle elde edilen bilgiler ve her türlü yöntem kullanılarak hedef seçilen kişiler linç edilmek istenmektedir. Zaman zaman bu bilgiler tahrif edilerek ekleme ve çıkarmalar yapılarak kullanıldığı gibi çoğunlukla da her yerde bulunan gizli elemanları özellikle ordu içerisindeki faaliyet ve çalışmaları rapor etmektedir.
Daha sonra bu haberleri belgelemek için delil bulmaya çalışılmakta, bulunan veya yaratılan belge, evrak ve materyaller aranan mahallere konarak aramada ele geçti işlemi yapılmaktadır.
KOMPLO, ŞANTAJ, İFTİRA . Bu devletin polisi, askeri, medyası oluşturulmak istenen bu sistem içerisinde çalıştırılamaz, bugün yapıldığı gibi cemaatin hedefleri uğruna hukuksuzluklar, komplo, şantaj ve iftira yöntemleri ile çalıştırılırsa da gelecekte bu ülke herkes için adeta bir cehenneme dönüşür.
TÜM SİSTEM KAOSA GİDİYOR . Bu anlayış ve yöntem her gün artarak devam edecek. Kısa süre sonra ticari şirket, ortaklık, ihale vs. işlere de bu anlayış ve yöntemlerle yaklaşılmaya başlandığında ülkede her şey çok daha kötüye gidecektir. Devletin polisinin, istihbaratının ve diğer kurumlarının imkânları cemaatin talimatı ile istenmeyen, beğenilmeyen, rakip şirket aleyhine kullanılırsa (ki çok yakında bu olacaktır, belki de halihazırda uygulamaya konmuştur) bunu tespit etmek o kadar kolay da olmayacağından tüm sistem bir kaosa doğru sürüklenecektir. Bu yöne doğru gidildiğini görmek için kâhin olmaya gerek yok.
DEVLETİ TESLİM ALDI . Bu ülke çok badireler atlattı, bu olayların benzerlerini çok yaşadık, bir şey olmaz diyenlere yanıtım, daha önce bu türden tehlikelerin atlatılmasının mevcut sorunların da kolayca atlatılacağı anlamına gelmediği olacaktır. Bir grup koca bir devleti teslim aldı. Devlet içten içe çatırdıyor, birileri yönetimi ele aldı ve kimse devlet gücünü kullanan bu kişilere dur diyemiyor. Birkaç cemaatin imamı devlet yetkilerini gasp etti. Bu nasıl bir devlet geleneğidir?
TÜM İŞLERİ CEMAAT YAPIYOR . Aslında herkes biliyor ama kimse dillendiremiyor. Ben bu kitapla birlikte açıkça ifade ediyorum ki tüm bu işleri cemaat yapıyor, bunu artık herkes bilsin.
Son zamanlarda gündemi meşgul eden tüm iddiaları yayan cemaattir, onlardan bilgi alan da onlar adına konuşan da cemaatin adamlarıdır. “Tarafsız basın mensubu, devletin polisi, savcısı” numarasını artık kimse yutmasın, bu işler Emniyet ya da hukuk adına yapılmıyor, cemaatin planı ve programı doğrultusunda cemaatin talimatı ile gerçekleştiriliyor.
. Bu işlere karşı koyması gerekenler, sızdırılan bilgileri kullananlar da bilsinler ki bu yöntemle cemaate hizmet ediyorlar.
Bazı internet siteleri, basın ve medya hizmeti değil, cemaatin propagandasını yapıyorlar. Cemaatin plan ve programına uymayıp görevini yapan hâkim, savcı ve diğer görevlilere yönelik saldırılar cemaatin talimatı ve planı gereği yürütülüyor.
POLİS CEMAATİN EMRİNDE . Büyük illerin emniyet müdürleri ve valileri bilsinler ki emirlerindeki polisin bir kısmı kendilerini değil, cemaat imamını amir olarak kabul ediyor, hatta etrafları cemaat mensubu müdür ve amirlerce sarılmış durumdadır. Gerçeği göremiyorlar.
Bu durumun farkındalar ve kısmen biliyorlar ama bilmiyor gibi davranıyorlar. Bazı operasyonları kendileri değil, cemaat yanlısı polislerle cemaat yanlısı savcılar cemaat imamlarının talimatı ile yürütüyorlar, bunu artık biliyoruz.
PROPAGANDA ARAÇLARI . Bugün bilinen gazete, televizyon ve dergiler haricinde Aktifhaber, Derindüşünce, Roothaber, Habertime, Habervaktim, Sonsayfa, recepa.blogspot gibi onlarca internet sitesi cemaat mensuplarınca kurulmuştur. Sanki birbirinden ayrı kaynaklarmış gibi gözüken şeyler aslında tek bir kaynaktan yönlendirilmekte, hatta zamanla resmi bilgiye dönüşmektedir.
DANIŞTAY SALDIRISI Ergenekon davasında ortaya konan iki konu çok kesin ve net olarak yanlış ve mantıksızdır: PKK, Dev-Sol, Hizbullah gibi örgütleri Ergenekon’un yönettiği iddiası yanlıştır. Böyle bir şeyin gerçek olamayacağını aklı ve mantığı olan herkese ben iki kere iki dört eder kesinliğinde ispatlayabilirim. Danıştay 2. Dairesi’ne yapılan saldırı, Hrant Dink’in öldürülmesi, Malatya’daki Zirve Yayınevi katliamı gibi olayların görünen bugünkü faillerinden başka Ergenekon veya benzeri gruplar tarafından yapılmış olacağına mevcut deliller ve olayların oluş biçimine bakarak kimse beni ve makul birini ikna edemez. Bu iddialar zorlamadır.
ERGENEKON DAVASI Ergenekon örgütünün varlığı konusunda yazılı belge, doküman, örgütsel faaliyet sayılabilecek bazı ilişkiler varsa da eylemleri konusunda hiçbir ciddi emare yoktur. Geçmişte Türkiye’de meydana gelen pek çok olayın (Malatya’daki Zirve Yayınevi Katliamı, Rahip Santoro Cinayeti) Ergenekon örgütü tarafından gerçekleştirildiği iddia edilerek epey bir süredir uydurma tanık vs. aranmaya başlandığı net olarak görülüyor. Amacın olayları aydınlatmak değil, Ergenekon’la irtibatlandırmak olduğu açıkça ortadadır.
İLLEGAL İLİŞKİ Olay bir örgütün, cemaatin devlet içerisindeki elemanları vasıtasıyla yürüttüğü örgütsel bir faaliyettir, karşımızdaki kişiler polis, hâkim ve savcı değil, örgütün / cemaatin elemanlarıdır. Devletin hukukunu değil, cemaatin talimatlarını yerine getirmektedirler. İstanbul, Ankara, Erzurum ve İzmir’deki bazı özel yetkili savcılar ile bu iller dışındaki bazı polis birimleri arasında illegal bir ilişkinin varlığı açıkça gözükmektedir. Özel yetkili savcılar tarafından bu iller dışında gözaltına alınan ya da aranan kişiler hakkında karar çıkarmadan önce kimlik, iş ve ev adresleri gibi bilgilere ihtiyaç vardır. Normalde bu bilgiler o illerin savcıları veya çok uygun olmasa da Emniyet Müdürlükleri üzerinden resmi yazışma yoluyla temin edilmesi gerekirken, bugüne kadar hiçbir yazışma yapılmamıştır. O halde bu bilgiler nasıl temin edilmiştir?
İHBAR EDİYORUM Kozmik odalarda birkaç gün süren aramalar yapıldı. Burada hangi şüphe ve delil vardı, hangi iddialar üzerine buralar arandı? Şimdi ben açıkça adres veriyorum, hukuksuz dinleme ve izlemeler var, bunları dilekçemde belirttim. İstihbarat Dairesi’nde cemaatin özel cihazları, elde ettikleri her türlü kanunsuz dinleme materyalleri mevcuttur, buralar neden aranmaz? Kozmik odanın aranmasında kimliği belli olmayan bir ihbarcı vardı, burada da ben açıkça ihbar ediyorum. Bulunacak yerleri de söylüyorum. İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi neden denetlenemez? İstihbarat Daire Başkanlığı’nda arama yapılsa, demirbaşa kayıtlı olmayan cemaatin kendine ait özel dinleme ve izleme aletleri bulunacağından hiç tereddüdüm yoktur.
NE YAPILMALI KILAVUZU Özel yetkili mahkemelerin tüm hâkim ve savcıları emsali hâkim ve savcılarla değiştirilmelidir, bu sağlanmadan cemaate muhalif olan hiç kimsenin özgürlüğü ve hayatı güvencede olamaz.
CEMAATLER Adalet Bakanlığı’nda cemaat taraftarı olduğu herkesçe bilinen Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı ve başta il savcılarını ve diğer savcı ve hâkimleri hiçbir hukuki şüpheye dayanmadan dinlettiren cemaat yanlısı müfettişler bu görevlerden uzaklaştırılmalıdır.
DİNLEMELER Tüm özel yetkili mahkeme hâkimlerinin verdiği önleme (istihbari) dinleme kararları, bu konudaki TİB kayıtları ve İstihbarat merkezlerinde (polis-jandarma ve MİT) yasal olarak bu konuda tutmak zorunda oldukları tutanaklar birbirini teyit edecek şekilde kontrole tâbi tutulduktan sonra haksız ve şantaj amaçlı dinlemelerin tespit edilmesi gerekir.
YA BAŞBAKANKEN KASETLE ŞANTAJ YAPILSAYDI BAYKAL’ın gizli kamerayla çekilen görüntülerini içeren kaset olayını kim yaptı, niçin yaptı? Baykal bu ülkede muhtemel başbakan adaylarından biriydi, ülkenin ikinci büyük partisinin genel başkanı olarak konjonktürün değişimine göre her zaman başbakan olması ihtimal dahilindeydi. Bu video görüntüleri daha önce çekilmiş. Baykal başbakan olsaydı ve ülke için kritik bir karar arifesinde birileri çıkıp elimizde bu görüntüler var, eğer şöyle davranmazsanız bunları kamuoyuyla paylaşacağız deseydi acaba durum ne olurdu? Acaba kaç bakan, kaç genel müdür, kaç komutan veya onların eşleri ve çocukları hakkında da bu veya benzeri görüntüler mevcuttur? Bu olayın ilk benzeri Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel’e yönelik hazırlanmıştı, bugün bu olayı cemaatin yaptığından en ufak şüphem yok.
“Kozmik planların” ilk teslim adresi olduğundan büyük “ilgi ve itibar” gören Taraf Yazarı Mehmet Baransu, “Haliç’te Yaşayan Simonlar” kitabının yazarı Hanefi Avcı’nın çok fena hışmına uğradı. Avcı’yla röportaja giden Baransu, hem makamdan kovuldu, hem de teybi kırıldı. Taraf Gazetesi’nde bugün Avcı ve Baransu’nun fotoğrafı altında şöyle bir anons yer aldı:“Mehmet Baransu’nun Hanefi Avcı ile teyp kırdırtan söyleşisi yarın Taraf’ta…”
ÖNDER AYTAÇ BAŞBAKAN'A HANGİ KONUDA KILAVUZLUK YAPTI?
dc tarafından yazıldı
Çarşamba, 01 Eylül 2010 21:25
Odatv.com
Kamuoyu O’nu Polis Koleji’nde hoca, Taraf gazetesinde yazar olarak biliyordu. (Tabi yan görevleri de vardı. Mesela Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’a makamlı danışmanlık yapıyordu.)PKK tehdit ediyor diyerek Taraf’ta yazmayı bıraktı şimdi cemaatin yayın organı olduğu ifade edilen Samanyolu sitesinde yazıyor.Yazarın adı Önder Aytaç, bugünkü yazı konusu ise son günlerin en popüler ismi Hanefi Avcı.
BU DERNEĞİ…CEMAATİN İMAMI YÖNETİYOR ÖRTÜLÜ ÖDENEKTEN PARA ALIYOR
dc tarafından yazıldı
Çarşamba, 01 Eylül 2010 20:57
Barış Pehlivan
Kısa adı, USİDER.Açık adı, Uluslararası Sivil Toplumu Destekleme ve Geliştirme Derneği.USİDER, 26 Aralık 2005 tarihinde kuruldu.Genel merkezi Çankaya / Ankara’da.Derneğin internet sitesinden baktığımızda, kuruluş amacı için şu satırlar yazıyor:
30 yıl önce de 30 yıl sonra da 12 Eylülden önce de 12 Eylülden sonra da 12 Eylülde ve her zaman 12 EYLÜLLERE Hayır
dc tarafından yazıldı
Çarşamba, 01 Eylül 2010 20:06
Ömer Faruk EMİNAĞAOĞLU YARSAV Kurucu Başkanı
Aralarında içerik bağlantısı bulunmayan ve tamamı 26 maddeden oluşan 12 Eylül 2010’daki halkoylamasına “tek oy” esasına göre konu olan 5982 sayılı Anayasa Değişikliği Hakkındaki Yasa’nın analitik incelemesi